ANEVRİZMA KANAMASI HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

BEL FITIĞI VE TEDAVİSİ

BEL KAYMASI VE DARLIK TEDAVİSİ

BELDE DARALMA-OMURİLİK KANALI DARALMASI-SPİNAL STENOZ

BEYİN TÜMÖRÜ HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

BOYUN FITIĞI VE TEDAVİSİ

DOĞUMSAL BOYUN veya BEL veya SIRTTA KESE-MENİNGOSEL MENİNGOMYELOSEL

DOĞUMSAL OMURGA AÇIKLIĞI (DOA)-SPİNA BİFİDA HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

HİDROSEFALİ VE TEDAVİSİ

HİPOFİZ ADENOMU HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

OMURGA-OMURİLİK TÜMÖRLERİ HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

SİNİR SIKIŞMASI HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

GİRİŞ

Bel omurları arasındaki disk dokusunun taşarak sinirleri sıkıştırması sonucunda ortaya çıkan hastalıktır. Bacaklarda kalçalarda ağrı, uyuşma ve kuvvetsizlik ile kendini gösterebilir.

Bel fıtığı ameliyatları  özellikle  bacaklarda  veya  kalçalarda  olan tüm tedavi yöntemlerine rağmen geçirilemeyen şiddetli ağrı ve/veya  ilerleyici kuvvet  kaybını  gidermek  amacıyla  yapılır. 

Yapılan çalışmalarda 500 kişilik gruplardan biri ameliyat edilip diğeri edilmemiş, 2. , 5. ve 10. yıllarda memnuniyet sonuçları aynı bulunmuştur. (Weinstein JN, et al. (2006). JAMA, 296(20): 2441–2450.; Atlas SJ, et al. (2001). Spine, 26(10): 1179–1187.; Atlas SJ, et al. (2005). Spine, 30(8): 927–935.)

Ağrılı aktif hastalarda ameliyat erken dönemde insanların işlerine ve normal aktivitelerine dönmesini sağlamaktadır.

Unutmayınızki hiçbir normal bel fıtığı ameliyatında belinize vida, platin, kemikler arasına takoz, cage ve benzeri malzemeler takılnması gerekmez!! Takılacağı söylenirse bunun gerekliliğini doktorunuzla detaylıca görüşünüz!

 

Mikrocerrahi ameliyat tekniği günümüzde kendini kanıtlamış en iyi yöntemdir. Doku hasarını minimuma indirerek hastaların ameliyat sonrası daha çabuk normal yaşama kavuşmalarını sağlar.    

Ameliyatta amacımız MR filmini değil hastayı tedavi etmektir. 40 yaş üzerinde yolda yürüyen insanlara tesadüfen bel MR çektirsek bunların %30-40 ında bel fıtığı veya dejenerasyon (siyah disk) rapor edilmektedir. Şimdi bu insanların hepsini ameliyatmı edeceğiz? Tabiki hayır.

 

BEL FITIĞI HASTALIĞI VE TEDAVİSİ

Bel fıtığı hastalığı, omurga kemikleri arasında bulunan ve adeta amortisör görevi disk dediğimiz yapının kılıfının yırtılarak, içinde bulunan lastik kıvamdaki kıkırdak yapının bu yırtıktan taşıp bacaklara giden sinirleri sıkıştırması sonucunda olur.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bel fıtığın hastaları başlıca; bel ve/veya bacak ağrısı, ayaklarda uyuşma, keçeleşme, yürümede zorluk, bacak veya ayaklarda kuvvet kaybı şikâyetleri ile başvururlar.

Sıklıkla önce belde zorlayıcı bir hareket sonucu diskin etrafını saran kılıf bağ dokusu yırtılır. İlk aşamada hasta sadece bel ağrısı hisseder. Bir süre sonra yırtılan yerden diskin içindeki lastik kıvamdaki doku sinirlerin olduğu kanala taşar ve sinirleri sıkıştırması sonucu ağrı bacaklara yayılır. Hastalarımızın sıklıkla merak ettikleri 'Bel fıtığı isem belimde hiç ağrı yok neden sadece bacağım ağrıyor?' sorusunun cevabı budur. Sıkışan sinir uzandığı hat boyunca ağrıyı hissettirir. Aynı şekilde bacak ve ayakta uyuşma keçeleşme, yanma, karıncalanma şikâyetlerine neden olur. Daha ileri aşamalarda ayaklarda güçsüzlük oluşabilir. Daha ileri durumlarda, cauda equina sendromu ile karşılaşılabilir ki bu oldukça ciddi bir tablodur ve çok nadir görülür. Bütün bu sayılanlar yavaş yavaş oluşabileceği gibi saatler içinde son aşamaya kadar gelebilir.

HASTALIĞIN TANISI NASIL KONULUR?

Hastalığın tanısında; en önemli kriter hastanın anlattıkları ve nörolojik muayenesidir. Muayene bulgularının yanı sıra, direkt röntgen, MRI ( Manyetik Rezonans Görüntülemesi), BT( Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki gerekebilir. Tüm tetkik ve bulgular sonucunda ortaya çıkan tablo kişinin bel fıtığı hastası olup olmadığını ortaya koymaya yardımcı olur.

BEL FITIĞI OLUŞUMUNDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Çalışma hayatında işgücü kaybına neden olan hastalıklar arasında %25 oranında bel fıtığı görülür. Bu hastaların iş gücü kaybı bazen 6 aya kadar uzamaktadır. Bazı meslek
gruplarında hastalığa yakalanma oranı daha fazladır: Ağır yük taşıma ve bedene
yük bindiren meslekler, uzun süre otomobil kullananlar, masa başında sürekli
oturma veya ayakta sabit durmayı gerektiren meslekler, fazla kilolu olmak….

Hayatının belli bir döneminde toplumun %85 inde bel ağrısı olur. Bu kişiler tedavi
olsa da olmasa da %85-90 oranında bu ağrıyı istirahatle kendiliğinden
atlatırlar. Bu nedenle tıp dışı yerlere giderek beline eğitimsiz kişilere
manuplasyon yaptıranların, çektirenlerin %85 i ağrısının zaten istirahatle de
kendiliğinden geçeceğini bilmesinde fayda vardır!
Unutmayın ki bel ve bacak
ağrınıza tıbben mutlaka bir çözüm vardır.
O nedenle bu şikâyetleriniz olduğunda
önce doktora başvurunuz.

Erkek kadın arasında hastalığa yakalanma oranında fark yoktur. Ancak
hamilelikte, özellikle aşırı kilo alınması sonucu bel omurlarındaki basınç
artarak risk yükselmektedir. Şişmanlarda hastalık daha yüksek oranda görülür ve
tedavisi daha zordur. Sigara içilmesinin bel sağlığına olumsuz etkisi vardır.

Düzenli egzersiz yapanlarda, özellikle bel ve karın kasları gelişmiş kişilerde
ise bel fıtığı hastalığına daha az rastlanır.

Bu riskleri kaldırmak çocukluktan itibaren eğitim ile olmalı ve ailede başlamalıdır. Yük nasıl kaldırılır, yerden bir şey nasıl alınır, yataktan nasıl kalkılır, düzenli bel egzersiz programı yapma alışkanlığı, kilo almamak, yürüyüş yapmanın önemi…sadece anaokulundan başlayarak bu eğitimi vermek ile bugünkü ameliyat ve tedavi masraflarını çok anlamlı oranda azaltmak mümkündür. Unutulmamalıdır ki bu eğitimler ve bu alışkanlıkları kazandırmak tamamen ücretsizdir ama hastalıkların tedavisi ise çok maliyetlidir.

TEDAVİ

Öncelikle acil cerrahi endikasyonlar dışında tedavi konservatiftir. Üç hafta süreyle konservatif tedaviye (yani; ilaç, istirahat, fizik tedavi vb…) cevap vermeyen hastaları tekrar değerlendirmek gerekir.

Cerrahi uygulamada en önemli kriter ilerleyici kuvvet kaybıdır.

Cerrahi ayrıca narkotik ilaçlara dahi cevap vermeyen şiddetli ağrılarda da uygulanır.

Acil cerrahi gerektiren durumlar ise hızlı ilerleyici güç kaybı ve cauda sendromudur.

Radyolojik tetkikler tanıyı destekleyen yöntemlerdir. Sadece MR da fıtık var diye hastayı ameliyat etmek tamamen yanlış bir uygulamadır. Örneğin sokaktan geçen 40 yaş üstü100 kişiye tesadüfi olarak seçip bel MR ı çektirsek radyoloji doktoru tarafından bunların en az %40 ında fıtık veya diskte yıpranma (siyahlaşma) rapor edilmektedir. Şimdi bu kişileri ameliyatmı edeceğiz? Tabiki hayır! Unutmayınız ki toplumda MR ında belirgin fıtığı veya siyah diski olup üst düzeyde sorunu olmadan yaşayan çok sayıda insan vardır.

Amaç hastayı tedavi etmektir asla MR filmini değil.

Bel fıtığı olan hastaya cinsel gücünü kaybedersin, felç olursun, idrarını ve büyük tuvaletini tutamazsın demek ve bunun için ameliyat etmek çok çok çok yanlıştır!!!

BEL FITIĞI AMELİYATLARI RİSKLİ MİDİR?

Günümüzde gelişen mikrocerrahi teknikleri sayesinde beyin ve sinir cerrahları tarafından bel fıtığı ameliyatları kolaylıkla yapılabilmektedir. Bel fıtığı ameliyatları diğer ameliyatlardan daha fazla bir risk taşımaz. Kaldı ki ameliyat sahasının mikroskop yardımı ile en ince ayrıntısına kadar görülebilmesi bel fıtığı ameliyatlarında büyük rahatlık sağlar. Günümüzde bilinen en iyi cerrahi teknik mikrocerrahidir.

Lazer, nükleotomi, disk içine uygulanan çeşitli tedavilerin uygulanabileceği hasta sayısı çok çok azdır (binde 1 oranı gibi). Çok seçilmiş, ilaç, istirahat, fizik tedavi yöntemleri uygulanmış cevap alınamamış hastalarda belki fayda sağlayabilir.

Endoskopla yapılan bel fıtığı ameliyatının ise mikrocerrahi yöntemine bir üstünlüğü kanıtlanmamıştır!

BEL FITIĞI AMELİYATINDA
BELİME YABANCI CİSİM TAKILACAKMI?

Normal bel fıtığı hastalığının hemen hiçbirisinde bele vida, araya protez, takoz, cage, ayıraç, platin …vb şeyler takmaya gerek yoktur. “Belinizdeki fıtığı boşaltıp araya takoz, cage, protez,…vb..şeyler koyalım hem çökmesin, hem de tekrarlamasın.” şeklindeki ifadeler kesinlikle yanlıştır hiçbir kanıta dayalı bilimsel desteği yoktur. Basit bel fıtığı ameliyatı olacaksanız doktorunuzla detaylı görüşerek nasıl yapılacağı konusunda bilgi alınız!!

Bu aletler daha çok belde ileri derecede kaymalarda, kırıklarda, tümörlerde ve skolyozda kullanılır ve tek başlarına kullanılmazlar!!

“Bel fıtığın var, kuvvet kaybın yok ama ileride olabilir o nedenle sana koruyucu bel fıtığı ameliyatı yapalım” şeklindeki ifadeler de kesinlikle doğru değildir. Bel fıtığında koruyucu ameliyat diye bir şey yoktur!!

BEL FITIĞI TEKRARLAR MI?

Hastalarımızın en çok sordukları sorulardan biridir. Bel fıtığının tekrarlama oranı hastalarımızın genel olarak korktuğu oranda değildir. Bel fıtığının ameliyat olduktan sonra aynı yerden tekrarlama oranı 10 yılda % 3-10 civarındadır. Ağır işte çalışanlarda, şişmanlarda, uzun süre oturarak veya ayakta sabit çalışanlarda, spor yapmayan ve belini doğru kullanmayanlarda bu oranlar daha fazladır. Ama bu mutlaka tekrarlayacağı anlamına gelmez. Bu oran ameliyat sonrası öneriler dikkate alınırsa çok daha da düşük olacaktır.

SON SÖZ

Bel ve boynu doğru kullanmayı, kilo almamayı, yürüyüş yapmanın önemini çocuklarımıza öğretelim, okullarda eğitim programlarına sokalım, bunu bir ülke politikası haline getirelim ki gelecek nesiller daha sağlıklı olsun.

Koruyucu önlemlerin bedava, ama tedavilerin hem hasta, hem devlet için çok pahalı ve zahmetli olduğunu unutmayalım.

Sağlıkla kalın,


Prof. Dr. Kudret Türeyen
Bağlarbaşı Mah. 1. sedir sok.
Evke Mediloft 1 No:15/17
Osmangazi  BURSA
Tel:0(224)222-2772
www.kudrettureyen.com

 

Alternatif tedaviler:

•  Her türlü riski göze alıp lomber omurga ameliyatını yaptırmamak

•  İlaç tedavisi yoluyla ağrı veya kas spazmını gidermeye çalışmak

•  Bel ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak

•  Fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetleri gidermeye çalışmak

Ameliyatın Riskleri:

Günümüzde ileri teknikler ve teknoloji, tecrübe artışı ile beraber bu ameliyatlarda başarı oranları çok yüksektir. Tabii ki hastalarımızın bilmesi ve ameliyat öncesi onay vermesi gereken risklerde düşük oranlarda mevcuttur. 

•   Anestezi riski: Lokal ve genel anestezi işlemleri esnasında ve sonrasında (ameliyatta hastaya verilen pozisyon nedeniyle ) riskler vardır. Ayrıca anestezinin her şeklinde ve sedasyonda da ilaçlara bağlı oluşabilecek komplikasyonlar ve zararlar bulunmaktadır.

•   Kanama:  Çok nadir olsa da ameliyat sırasında veya ameliyat sonrasında ileri derecede olabilecek bir kanama riski vardır. Kanama durumunda ek bir tedaviye veya kan transfüzyonuna ihtiyaç duyulabilir.    

•   Kan pıhtısı oluşumu:  Kan pıhtısı her çeşit ameliyat sonrası oluşabilir. Kanama bölgesinde oluşan pıhtılar kan akımını engelleyip ağrı, ödem, iltihap veya doku hasarı gibi komplikasyonlara yol açabilir.

•   Kardiyak komplikasyonlar: Ameliyatın, düzensiz kalp ritmine veya kalp krizine yol açma gibi düşük bir riski bulunmaktadır.

•   Ameliyatın başarısız olması: Lomber omurga ameliyatından sonra ağrı veya diğer şikâyetlerin giderilememesi düşük olasılıkla da olsa mevcuttur.

•   Ağrı yakınmasında artış: Nadir de olsa ameliyat sonrasında ağrı yakınması artabilir.

  Enfeksiyon: Cilt kesi bölgesinde olabileceği gibi ameliyat alanında, hatta ameliyat alanındaki kemikte de olabilir. Enfeksiyona bağlı riskler arasında menenjit  (beyin ve omuriliği saran zarların iltihabı)  ve apse oluşumu (iltehap birikimi) bulunur.

•   Sinir kökü yaralanması: Sinir kökü yaralanması; bacakta ağrıya, bacak kas gruplarında güçsüzlüğe ve ilgili deride duyu bozukluklarına neden olabilir.

•   Beyin omurilik sıvısı kaçağı riski: Ameliyat sonrasında yara yerinden dış ortama beyin omurilik sıvısı kaçağı oluşabilir. Bunun tedavisi için katater veya yeniden aynı yara yerinin tamirine yönelik ek müdahale gerekebilir.

•   Nüks (Tekrarlama): Ameliyat sonrasında düşük oranda hastada şikâyetler tekrar ortaya çıkabilir ve ek ameliyat gerekebilir. Bu tekrarlama 1 gün sonra veya 20 yıl sonrada olabilir.

• Solunum problemleri: Ameliyat sonrası, geçici olan solunum sıkıntısı veya pnomoni (zatürre) görülebilir.   Pulmoner   emboli   (akciğerlerin damarlarının tıkanması) görülebilir.